|
  Karanlığa bir ışıkta biz yakmak istedik ve bismillah ile sitemizi yayına koyduk.Yakın zamanda sitemiz daha da materyal ile donatılıp,Hak sevdasıyla halk için yayınına devam edecek.Sizlerde makalelerinizi , şiirlerinizi yada diğer paylaşmak istediğiniz üretimlerinizi yayınlayabilirsiniz.Bunun için
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresime mail atmanız yeterli.İyi vakit geçirmenizi umud eder, sağlıklı ve mutlu günler dileriz. Osman-Meryem ÇELEBİ ----------------------------------------------------------------  " Bağrımızda yatan memleketin sınırı, gökkubbenin altı kadardır. Bizim davamız Allah davasıdır. Müslüman müslümanın kardeşidir anlayışıdır. Kominizm,Kapitalizm,Faşizm ve hertürlü emperyalizm bizim düşmanımızdır. İmansız insan vatanını sözde sevendir. Üretim araçlarına ve maddeye tapanlardan milliyetçi olmaz. Bu vatan imanlı gönüllerin eseridir.Rabbimiz ; 'Allah uğrunda öldürülenler için ölüler demeyin' diyor. Bizlerede nasip olur inşallah Allah yolunda ölmek ! Dünya semalarında binlerce şehit dolaşmaktadır. O şehitlere borçlu olmanın sorumluluğunu hissetmeliyiz.Türk'ü,Acemi,Kürdü,Çerkezi,Muhacırı,Arabı Allah'ın milletidir. Müslüman müslümanın kardeşi oldukça yıkılmayacaktır. Ehli sünnet yolunda olan her toplum ümmetin bir parçasıdır.Sevmek Allah'tan, kin ve nefret şeytandandır. Boş ve icraatsız laf şeytanın fısıldısı,ibadetsiz kul şeytanın yoluna sapandır. Rabbim cümlemizi sapmaktan korusun. Davamız Türk İslam Ülküsü ilayıkelimetullah davasıdır. Bu davanın erleri var oldukça, vatan ilelebet yaşayacaktır. Kapitalizme,Kominizme,Faşizme ve hertürlü emperyalizme karşı olmak bu dava erlerinin görevidir. Daha çok okumalı daha çok çalışmalı ve daha çok araştırmalıyız.Ancak bu şekilde muaffak olabilirz Hz.Allah'ı seviyorum demek için Hz.Allah'ın dediklerini yapmak ve ibadet etmek gerekir.İtaat etmeyipte Allah'ı sevdiğini söyleyen kişi ihanetin içindedir. Bu dava İslam davası; öyleyse sözleri icraata geçirmek her dava erinin görevidir. Gerçek aşık SEVDİĞİ için herşeyi yapandır! Türklük bedenimiz,İslamiyet ruhumuzdur. Türk olan beden toprak olacaktır.Ruhumuz Allah'a kavuşacak,yıllardır hasret olduğu aşıkına ulaşacaktır. İhanet eden beyinleri,bedenleri,dilleri Allah ıslah etsin. Emperyalizm insanlarımızın beyinlerini işgal etmeden, hastalıklı ideolojilerini gençlerimizin beyinlerine enjekte etmeden şimdi,şuan davamız için yaşamalı ve çevremizde bu davayı yaşatmalıyız. Araştıran,okuyan ve lafta milliyetçilik yapmayan, davasının İslam davası olduğunu bilen bir gençlik ancak muaffak olabilir. DÜŞMANIMIZ CAHİLİYETTİR! Gerçek dava erleri materyalist ulusalcıların kuru bir ırkçılıktan öteye gidemeyeceğini bilir. Gerçek vatanperverler iman sahipleridir.Bu ülkü Allah davasıdır.Irkçı maşaların,mafyaların,illegal örgütlerin,çetelerin bu dava eri olmadığı bilinmelidir. Hürriyetçi bir milletin hürriyet sınırı, kendine zarar verilmeye başlanıncaya kadardır. Her ne adına yapılırsa yapılsın terör faaliyeti yapan kişiler şeytana hizmet edenlerdir. Bu davanın erleri hertürlü zorluğu göze almış,sahabe efendilerimiz gibi mallarıyla canlarıyla bu davaya gönül vermiş insanlardır. Devletimiz ve müslüman milletimiz için çok çalışmalıyız.Hz.Allah yar ve yardımcınız olsun.." Osman ÇELEBİ ---------------------------------------- HİTABELER'den… GENÇLİĞE HİTABE Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... "Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik... Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını Allahın, Kur'ân'ında "belhüm adal" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri, yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önündedimdik bekleyen bir gençlik... Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik... Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik... Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik... Emekçiye "Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardıcı olamzsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!" ; Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik... Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan ve bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik... "Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik... Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik... Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik... Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dörmüş ailesi ailesi, ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve temmişesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecekdestanlık bir meydan savaşı içinde ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik... Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara "siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başınıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek müslümanlığın "ne idüğü"nü ve "nasıl"ını gösterecek bir gençlik... Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin alemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, sarınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik... Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır! Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!... Allahın selâmı üzerine olsun... ÜSTAD NECİP FAZIL --------------------------------------------    Destek Linkler: |